8 Ağustos 2013 Perşembe




Bugün Cumartesi; hüzünlerimin koyu mavi perdesi…

Tüm günlerden daha da acır canım, düşündükçe olacakları.. Ve bildiklerim şaşırtır, fütursuzca kurulan hayallerimi..

Küçük bir kız çocuğudur hala hayallerim; ipe sapa gelmez şeyleri ister, gülümser ve bir gün mutlaka hepsi gerçek olacak diye inandırır kendini, kendine… “Kolaysa çık işin içinden!” der mantığım ve aralanır perdeler…

&

Ne sandın be adam! 

Soyundun mu sen hiç yalnızlığa. Soyundun mu sen hiç korkularına! Hangi yolun başında harekete geçse duyguların durdurdun onları değil mi? Giyindin hemen sert bakışlarını, başkaldırışlarını… İnsanlar önemsediler mi seni o zaman! Giyindiğin o kalpsiz adam ceketi kazandırdı mı sana sevdiklerini! Kaybettin be adam. Kaybettin.

Yalvarışlarımı kaybettin. 
Haykırışlarımı..
Sarılışlarımı kaybettin.

Sen uğruna canını vereceğini söylediğin “Beni” kaybettin.

Dönüp baktın mı hiç ardına. 
Acıdı mı canın, benimkini acıttığın kadar.
Bir çocuğu babasız bırakmak gibiydi.
Öylesine acı verirdi.
Senin bakışların savaşta en yakın dostunu kaybeden bir askerin hissettiği acıyı hissettirirdi bana. 
Ve senin bencilliğin, çok şeyi de kaybettirdi.
Elimden almaya çalıştıklarınla, vermeye çalıştığın değerler arasında çok büyük bir fark vardı..
Ve o fark benim hayatımdı!

Sen olduğun yerden; birşeyleri idare etmeye çalışırken, ben hayatla savaşıyordum biliyor musun? Ve hayat her türlü savaştan sağ çıkabilmen için bir şans veriyordu sana mutlaka. Benim savaştığım tüm şeyler arasında tek şansım neydi biliyor musun? “Yapabileceğime olan inancım.” 

Şimdi sen de dahil kimse inanmıyor söylediklerime.
Ciddiye almıyorsun değil mi?
Ciddiye aldığın gün, pişmanlığın olacak bil ki.
Senin tek pişmanlığın ben olacağım.
Çünkü ben içinde senin ve kendimin olduğu bir hayatta dengede kalmaya çalışan tek varlığım. 
Dengemi bozan tek şey senin içinden çıkılmaz, anlaşılmaz ve de dayanılmaz düşüncelerin.
Hayatımı mahfetmekle meşgulsün ancak farkında değilsin!
Kaybettiğini anladığın gün umarım bunu da anlarsın.

Ve koca adam.

Bu hayattaki tek “Keşke”m, tek pişmanlığımsın.

Beni sensiz bırakmana değdi mi bilmiyorum ama,

Umarım bensiz de çok mutlu olursun.

Çünkü giyindiğin o ceketin kolları bana sarılacak kadar açmıyor ellerini.

Ve ellerin artık, yaşlandığının en canlı örneği.

Kabuğuna çekil ve dur artık.

Hayat senin gördüğün kadar korkutucu ve benim gördüğüm kadar kolay değil.

Yanlışta isem eğer; hata yapıyorsun.

Sen kendinden bir parçanı, en küçüğünü, en asi yanını, en deli tarafını kaybediyorsun.

Son olarak.

Ben hep beyazı çok sevmişimdir.

Uğur getirdiğine inanırım.

Tam da bu yüzden. 

Senin için.

Benim için.

Ablalarım için.

Annem için.

Ailem için.

Söz veriyorum.

Bu yaz hep beyazlar içinde gezeceğim.

Ve sen en beyaz yanıma bakıp hep ağlayacaksın.

Aynı ceketini giymezsen tabi.




#kubraslisen