8 Ağustos 2013 Perşembe


"Neredeydin?" diye sordu adam, hayatını adadığı bu narin kadına. 
Kaşlarını çattı kadın "Biraz huzur aramaya gitmiştim sadece" dedi.
Şaşırdı adam çünkü yanındayken hep huzurda hissettiğini zannederdi genç kadının...
"O zaman bana sarılmalıydın" dedi adam kadının çatılmış kaşlarına aldırmadan... 
"Bilirsin" dedi. "Bazen sarılmak yetmiyor ve insan sadece yalnız kalmaya ihtiyaç duyuyor." Saçlarını savurdu kadın; sevdiği adamın üzüleceğini bile bile söylüyordu tüm bunları çünkü bazen yalnız kalmaya ihtiyacı olduğunu anlatamıyordu kendisini çok seven bu adama... 
Bazen bir şeylerin yolunda gitmediğini hisseder ve o zaman yalnız kalıp düşünmeye başlardı kadın; düşünür ve en sonunda hayatın karmaşası içinde sevdiği adamı unuttuğunun farkına varıp işleri yoluna sokmaya karar verirdi. Ancak kendisini çok seven bu adam için işler hiçbir zaman onun düşündüğü gibi gitmezdi. Yanından ayrıldığı anda hüzün çöker ve kendini yıpratırdı biranda. Bu adamın tüm dünyası olması bazı insanlar için çok önemli ve olumlu bir durumdu ancak bir insanın tüm dünyası olmak bazen iyi sonuçlar doğuramayabiliyordu işte. Bildiği tüm bu şeyler arasında bu genç adamın hayatını yoluna sokmak için bir şeyler yapmasını istiyordu. Ve bunun sadece ondan uzaklaştığında olabileceğini düşünüyordu bazen. Ama ondan kopmayı denediği her anda içinde bir şeyler onu durduruyordu; çünkü aslında o da bu genç adamı deliler gibi seviyordu. Bunları düşünürken bir kez daha yüzüne baktı genç adamın; gözlerinde hep bir hüzün vardı ve ellerini hep yumruk yapardı; kızdığından değildi aslında ama nedendi bilinmez, garip bir alışkanlık gereği ellerini hep yumruk yapardı. Ona her zaman sevgiyle bakardı ve hiçbir zaman kırmazdı. Hiçbir zaman sırtını dönüp uyumazdı mesela; uyurken bile ellerini sımsıkı tutardı.. "Ah be adam" diye geçirdi içinden; "Hayatta yaptığım en doğru şeydi seninle evlenmek. Peki senin içinde yeterince doğru muydu benimle evlenmek." Kocasının elini tutmasıyla irkildi ve birden onun gözleriyle buluştu gözleri.

"Bazen seni bu kadar çok sevmememin bize zarar verdiğini düşünüyorum ama nihayetinde sevmeden yapamıyorum; çünkü sen her geçen gün bana bir neden daha veriyorsun seni sevmem için. Mesela bana her zaman sevgiyle bakıyorsun, seni ne kadar sıksam da... Bana bir kez bile of dediğinizi duymadım genç bayan. Ve bana her sarıldığında hissettiğim o muhteşem duyguyu ne bundan öncesinde ne de bundan sonrasında hissedebileceğimi zannetmiyorum. Ama benimle bir daha bu şekilde konuşmanı istemiyorum."

Bir kez daha kaşlarını çatıp adama baktı kadın "Ne demek istiyorsun?" diyordu bu bakışlar. 
"Evet küçük hanım, siz benim biricik karım, tek arkadaşım, sırdaşımsınız. Bu nedenle benimle kaşlarınızı çatarak konuşmamalısınız çünkü size hiç yakışmıyor.."

Kadın adama baktı "Evet. Yaptığım en doğru şey seninle evlenmekti." dedi içinden. Adamın elini bıraktı ve bir adım uzaklaştı ondan. Elini bıraktığı anda kocasının suratında oluşan ifadeye baktı; sanki birisi vücudunun herhangi bir yerine bıçak saplamıştı.. Gülümsedi sonra... Elini uzattı önce ve sonra vazgeçti; kollarını açıp sarıldı 3 yıl önce evlendiği bu sevgi dolu adama..

"Bazen hayatının merkezinde olmak ağır geliyor bana; yapmak istediğin onca macera! dolu şeyden vazgeçmen acıtıyor beni; kendimi hayatının bir parçası olarak değil; hayatını elinden alan bir aşık olarak görüyorum. Bilmeni istediğim bir şey var; seni seviyorum."

"Küçük hanım geçen hafta çıkmadığım tekne turuna çok üzülmüş çünkü oraya gitmek istediğimi çok iyi biliyordu; ancak bu dünyada yaşamak istediğim en güzel ve en önemli şey sensin; bunu bilmelisin."

Gülümsedi kadın.

"Ama çok sıkılıyorsan bazen senin için küçük kaçışlar yapabilirim!" Göz kırptı adam kadına.
Kadın hafifçe yanağına vurdu adamın; "Böyle bir kaçamağı yapmayacağına adım gibi eminim ama en azından benim için hayallerinden vazgeçmemelisin. Bu beni gerçekten çok mutlu eder koca adam." 

"Peki öyleyse" dedi adam. "En büyük hayalimi gerçekleştirmeme izin verirsen.."

Kadın tekrar kaşlarını çattı, daha az önce ona hayallerini gerçekleştirmesini söylememiş miydi... "En büyük hayalin?" diye sordu adama..

"İkimizin arasına yatacak küçük bir bayan daha istiyorum!" dedi adam.

Kadın sustu adamın kollarında kurtarıp kendini bir adım geriye gitti. Ona şöyle bir bakıp;
"Adı yağmur olursa, neden olmasın!"

Gülümsedi kadın...

Ve adam ellerinden tutup onu kendine çekti;

"Sen bu dünyada bana verilen en güzel hediyesin ve bana en güzel hediyemin bir parçasını -kızımızı- vereceksin!"

"Sizi seviyorum küçük bayan."

"O zaman beni hemen öpmelisiniz bayım."

Adam hemen sarılmadı kadına ve yüzüne bakıp bir soru sordu karısına;

- "Kaşlarını çatmandan neden rahatsız olduğumu biliyor musun?" 

Şaşırdı kadın ne diye böyle bir şey soruyordu ki ona; 

- "Hayır" dedi, şaşkın bir ifadeyle.

- "Peki merak ediyor musun?" diye sordu bu kez adam.

- "Söyleyecek misin?" dedi kadın bu soruya da anlam veremeden. 

- "Yaşlandığımızda en çabuk alnın kırışacak çünkü ve ben seni en çok alnından öpmeyi severim."

Ellerini uzattı. "Buraya gel; kocan ilerideki olası kırışıklıkların için iyi bir tedavi yöntemi düşündü bile."

Kadın gülümsedi ve kendini 3 yıl önce evlendiği bu yaramaz çocuğun kollarına bıraktı. Biliyordu ki bir sene sonra bu günün en güzel hediyesi olan "Yağmur"unu da yanlarına almış olacaklardı...



- kubraslisen