26 Aralık 2014 Cuma

Hayal Kırıklığım'a

Hangi cümleleri sıralasam da ardı ardına; tamamlamıyor hikayemizi... Bizim hikayemiz birbiri ardına sıralanan birkaç cümleye sığamayacak kadar karışık, sıralı birkaç cümlenin anlam karmaşasında kaybolacak kadar hazin bir yapıdaydı çünkü...
Gözlerini seninle açmıştı oysa bu dünyaya; önce seni tanımış, önce sana aşık olmuştu bu insanlar. Sen hayatın çeşitli yerlerinde, çeşitli zamanlarında yaptığın olur olmadık kıskançlıkların ve insanı bezdiren bencilliklerinle gene de vazgeçilemeyendin; sen en büyük aşktın çünkü..
Garip bir koruma şeklin vardı; kızardın, o kadar çok kızardın ki, kızdığında bir canavara dönüşürdün. Sonra küçücük bir çocuk gibi başını önüne eğip suçunu kabullenmenin ağırlığıyla ezilirdin karşımızda. Bilirdin çünkü kızgınlığın bir hataydı; verdiğin tepkiler koskoca bir hataydı. Konuşmayı asla beceremedin benimle ve diğerleriyle de... Kimseyle konuşmayı denemedin, bilemedin... İhtiyacımız olan tek şey konuşabilmekti oysa ki... 
Biz konuşmayı denedikçe sen iteledin bizi.. Sus dedin, dur dedin, işim var dedin. Zaten hep işin olurdu senin, yorgun olurdun, birilerine ya da birşeylere kızgın olurdun. Yaşadığın o zor hayatın içinde sarılman ve sıkı sıkı tutman gereken tek gerçek şey biz iken, sen bizi de uzaklaştırıyor ve yanlız kalmayı seçiyordun her seferinde... Dertlerini bizimle paylaşmadığın gibi, üstüne bizimle başını derde sokuyordun. Çünkü moralin bozuk olduğunda ufacık ve çok gereksiz şeyler için bizim de moralimizi bozuyordun...
Biz bir aileydik be adam. Kendi dünyasında mutlu olmaya çalışan; sen dışında kalan herkesin birbirine sıkı sıkı sarıldığı bir aileydik. Senin kırdıklarını toparlamaya çalışarak büyüyen insanlardık. Hayat bizi seninle sınıyordu belki; ya da seni bizimle sınıyordu. Ama bu sınamadan kimse başarılı bir sonuç alamıyordu. 
Mutsuzduk işte. Mutlu olduğumuz zamanlara baktığımızda yüzümüzde buruk bir gülümseme oluyordu hep. Çünkü o kadar üzülüyorduk ki mutlulukları bile göremiyorduk... Bizim dışımızda kalan tüm insanlar sana zarar veriyorlardı belki; bilmiyorduk. Anlatmadığın hiçbir şeyi de bilemez ve seni anlayamazdık... Ama biz her durumda, her olayda ve her şekilde bilmediğimiz onca yaşanmışlığında bile tahminler yürütüp seni anlamaya, sana hak vermeye sana inanmaya çalışıyorduk. Bu hayatta senden başka hiç kimse düşünmezdi çünkü bizi. Bu hayatta kimse sen kadar korumazdı çünkü bizi; buna inanıyorduk..
Gün geldi sende farkına vardın, en azından biz öyle zannediyorduk.. Anlamıştın artık, insanların yanında ne için durduğuna ve biz zannetmiştik ki artık sen de pişmandın yaşadıklarına ve yaşattıklarına...Bu yüzden düzeltmeye çalışıyordun kendini ve hayatımızı... İyiydin, gülüyordun artık yanımızda; daha çok zaman geçiriyordun artık bizimle. Bizi dinlemeye bile başlamıştın, yeri geldiğinde fikrimizi bile soruyordun. Önemsiyordun bizi artık; düzelmiştin...
Canının bir parçasıydık sonuçta; nereye kadar üzebilirdin ki; kıyamazdın bize sende... Kıyamazdın işte...
Sonra gün geldi... 
Sen umutlarımızı aldın bizden. Biraz olsun içimizde kalan umudumuzu, hayallerimizi, sana olan inançlarımızı aldın bizden. Bizim için bir canavar olmaktan öteye gitmemeliydin çünkü. Hatalıydık; çünkü sen aslında hiçbir zaman değişmemiştin; hep aynıydın! İşte tam da bu yüzden bir gece sen sebebini bilmediğimiz bir nedenden dolayı gene ufacık gene gereksiz gene önemsiz birşeyleri bahane edip o çok sevdiğin canavar maskeni taktın yüzüne. Korkuttun, ağlattın, üzdün, kırdın kalbimizi... 
Sonra gene anladın hatanı; başını önüne eğdin ve bize yapamadıklarından bahsettin. Bize karşı sorumluydun ama sen bu sorumluluğu asla yerine getirememiştin; bunu adın gibi iyi biliyordun işte. Çünkü masum değildin. Çünkü bu dünyadaki maddi hiçbir şey bir kalbi kırmanın karşılığını veremezdi; bu dünyada ki hiçbir şey sevgiye duyduğumuz ihtiyacımızı karşılayamazdı. Sevgi denen şey maddi değerlerle satın alınamıyordu işte. Kaybettin. 
Kolayı seçip gitmek istedin; seni nasıl ve neden göndermedik bilmiyorum. Ama göndermedik; gitmeni hiç istememiştik. Şimdi düşünüyorum da keşke isteseymişiz be adam. Sen bizim sorumluluğumuzu, bizim sevgimizi, bizim sana olan inancımızı asla kaldıramadın çünkü. Sen bizimle hiç uğraşmak istemedin; bu yüzden her kızgınlığında bıktım sizden, uğraşamam artık sizinle gibi şeyler söyleyip dururdun işte. 
Senin dışında kalan herkes severdi bizi biliyor musun? Senin dışında kalan herkes güvenir, saygı duyar ve takdir ederdi. Bir tek sen yapmazdın bunları. Neden yapmazdın bilmiyorum ama sen asla güvenmedin ne bana ne diğerlerine... Üstelik bir suçumuz olmadığı halde. Asla yalan söylememize rağmen bizi hep sana yalan söylemekle suçlardın. Doğruyu söyleyince kızardın; yalan söylesek de eminim ki kızardın. Çünkü sen zaten herşeye kızardın...
Ah be adam...
Kalbini mi aldılar bilmiyorum ki. Ama sen bil ki bizim bir kalbimiz var; sen anlamasan da var ve o kalp kırılabiliyor, telafisi olmayan bir şekilde...
Bugünde kırdın kalbimi ve hiç acımadan elimden aldın; ufacıkda olsa içimde kalmış olan umutlarımı, hayallerimi. Neler yaptığına şimdi bir bak ve övün kendinle. Hayatımızı çaldın bizden. Kendi hayatını da mahvettin bir hiç uğruna. Yazıklar olsun sana!
Çok hastayım şu sıralar; tam da senin yüzünden. Biliyorum çok acımasızım değil mi? Bu yazdıklarımla, bu düşündüklerimle. Emin ol sen tam olarak bunu hakediyorsun ve sen tamı tamına 23 yıldır inatla yüreğimize en büyük zulmü yapıyorsun. Zalimsin çünkü.
Bu zalimliğin ve bu zulmünle umuyorum ömrünün geri kalan kısmında  çok mutlu olursun. Bil ki ben yokum artık ömrünün kalan kısmında. Seni terkedip gidiyorum uzaklara. Ardımdan üzülmeni sağlayacak kadar bir kalbin olmadığını düşünsem de yine de adettendir diye söylüyorum; üzülme sakın! En doğrusu bu herkes için. Sen sadece yanlız kalmasını becerebilir ve sadece yanlızken mutlu olabilirsin. Köpeklerini de yanına almalısın. Zaten onları bile bizden çok seviyorsun. 
Umuyorum onlarla çok mutlu olursun.
Sen bizim gördüğümüz o adam değilsin. Kendi içimizde seni aklamaya çalıştığımız o masum ve kahraman adam sen değilsin. İşte tam da bu yüzden bugüne kadar bizden çaldığın, yıktığın, yaraladığın ne varsa hepsi geri kazanmak için gidiyorum...
Sana ilk ve son kez sırtımı dönüyorum. 
Bu gidişe kızma; çünkü hakettiğin tek şey buydu aslında!
Sen kötü bir adamsın; sakın bana yaklaşmaya çalışma!

#kubraslisen