16 Ağustos 2015 Pazar

Dur ve Dinle.



Uzun zamandır ev toplama, taşıma, yerleştirme gibi telaşelerim yüzünden yazamadım ancak çok şey biriktirdim yazacak okuyucu… Siz hiç bir yerden başka bir yere taşınırken gözyaşlarınızı içinize akıttınız mı bilmiyorum ama ben tutamadım bu sefer kendimi…


Doğduğumdan beri İstanbul’un çeşitli semtlerinde yaşadım ancak en uzun Maltepe’de kaldım. Bilen bilir, Maltepe yer yer sakinliği, yer yer coşkusu ve insanıyla yaşanılası bir semttir. İlkokul, ortaokul ve liseyi bu semtte okudum, ilk iş hayatıma bu semtte başladım ve bu semtte evlendim ben. Çocukluğumu, anılarımı, geçmişimi yani manevi anlamda birçok şeyi sığdırdım bu semte. Çocuğumu da bu semtte doğurdum öyle ki…

Şartlar istediğimiz gibi gitmediğinde ya da bazen başka bir çıkar yolu bulamayınca vazgeçip gitmek zorunda kalıyoruz bazen… Benimki de tam olarak böyle oldu işte… Attan inip eşeğe bindim bir nevi… Şikayetçi miyim, hayır! Benim ki bir kaybediş çünkü… Ben bu semtten çıkıp giderken geleceğe dair umutlarımı, hayallerimi, hayattan beklentilerimi yıkarak gittim çünkü…




Asla yapmam dediğim her şeyi yapıyordum ben. Belki en büyük dersim bu oldu! Bir daha “Asla” ları içinde bulunduran bir cümle kuramazdım, kurmamayı öğrendim.
Hep daha ileride olmak istedim, kendimi geliştirmek, öğrenmek; zamanı geldiğinde öğrendiklerimi başkasına öğretmek. Ancak yapamadım. Ben kapana kısılmış, sıkıştırılmış bir hayatın tam ortasında bir kuş gibi çırpındım ve belki de o çırpınışlar kırdı kanatlarımı… Bazen maddiyat, bazen maneviyat… Hayat önüme engeller koydu; ancak yılmadım… Pişman değilim, iyi ki savaştım, iyi ki çabaladım. Ancak elimde kalanlara bakınca diyorum ki kendime; “Bazen olmuyorsa zorlamamak gerek.”, “Bazen durup bir bakmak, dinlemek, dinlenmek gerek.”.

Tüm bunları anlamam ya da öğrenmem biraz zamanımı aldı ama anladım. Şimdi ise tüm çabalarımı bir kenara atıp kendimi dinlemeye, hayatın bana sunacaklarını beklemeye, bazen sadece durmaya karar verdim. Çünkü daha hızlı koşmak istedikçe, daha fazlasını istiyorsun ve hızını yükselttikçe önündeki engelleri görme olasılığını azaltıp daha hızlı düşüyor ve daha çok kanıyorsun…

Yeter artık kanadığın okuyucu… Yavaşla biraz. Bekle hayatın sana sunacaklarını, endişe etme… Biraz dinlen, kendinle uzlaş, biraz sakinleş… Rahatla ve sonra kalk ayağa… Bak nasıl güzel olacak hayat…


Buradan yola çıkarak vazgeçtim yerimden, yurdumdan, hatıralarımdan… İyi mi oldu, kötü mü oldu zaman gösterecek ancak en azından bunu de denemiş, biraz sakinleşmiş ve kendime gelmiş olurum ne dersin okuyucu…
Umarım sen gözyaşlarını içine akıtmak durumunda kalacağın bir seçime zorlanmazsın, umarım sen hep hayata gülümser ve huzurla nefes alırsın okuyucu…

Seygiyle kal,
Huzurla kal,

Hep mutlu kal okuyucu.