25 Ekim 2015 Pazar

Ben Kim Miyim?

1990 Yılının bir pazar sabahı dünyaya gözlerine açmış bir küçük kız çocuğu...

Çocukken oyuncak bebeklerine elbiseler diken ancak bunu pek de düzgün yapamayınca kendini sokaklara atıp kız kıza maç yapan, sokak voleybolu oynayan arada saklambaça da kafayı takan; annesinin dört küçük kızın saçlarıyla ilgilenmekten usandığı için sürekli erkek tıraşlı saçlarıyla ortalarda dolaşan ve hep asi olan bir küçük kız çocuğu...

Ortaokulda "Japon Asker" lakabını almaya hak kazanmış, öğretmenlerinin "Çok konuşuyorsun Kübra! Ama o kadar mantıklı konuşuyorsun ki insan sus da diyemiyor sana!" dediği geveze kız...

Kekeme olan Türkçe öğretmenine olan düşkünlüğü ile kitaplarla tanışması başlayan... 



Ortaokuldayken Türkçe Öğretmenime müthiş derecede bir hayranlığım vardı benim. Sayesinde okul kütüphanesinden çıkamaz bir hale gelmiş ve okulun o küçücük kütüphanesinde Ünver Oral'ın tiyatro içerikli kitaplarıyla tanışmıştım. Bu kitaplar serüvenimin başlangıcıydı; öğretmenimden de cesaret alarak yazarın adres bilgilerine ulaştım ve kendisine bir mektup yazdım. Bir süre mektuplaşarak onun deneyimlerini okudum ve ben de bir yazar olmak istediğime karar verdim. Ancak ilk yazdıklarım hep tiyatro türünde şeylerdi. Bunları öğretmenime okutuyor ve duyduğum güzel yorumlarla daha da hevesleniyordum... Bir süre sonra öğretmenim yazdığım bir tiyatro türünü çok beğendi ve okulda sergilemek istediğini belirtti. Uzun uğraşlar sonucunda yazdığım şeyi okulumuzun tiyatro sahnesine taşıyabilmiştik. Bu benim o zamanlar gerçekleştirdiğim ilk başarımdı... Sonraları edebiyat alanında düzenlenen tüm yarışma ve programlara katılmaya özen gösterdim... Bazılarında başarılı oldum, bazılarında olamadım...


Nitekim ortaokul bitti ve liseye başladım. Liseye başladıktan sonra biraz ara verdim bu alandaki çabalarıma... Ancak yazmayı bırakmadım. Arkadaşlarımın hayatlarını, lise aşklarımızı, zamanı o an içimden geçen her şeyi sürekli yazıyor ve yazarken mutluluk besliyordum... 

Lise bittiğinde telaşemiz üniversite heyecanı oldu. Beklediğim ve hayal ettiğim gibi Edebiyat okuyamadım, ailevi bazı problemlerimizden dolayı adapte olamadığım derslerim ancak Pazarlama okumama yetecek bir puan almamı sağladı ve 2008 yılında Isparta'da buldum kendimi... 

Okul bittiğinde ise kendimi tekrar İstanbul'un karmaşasına atıp iş aramaya koyuldum. Ancak hayat çok da toz pembe değildi. Dolayısıyla umduğumuzu değil bulduğumuzu değerlendirecektik. Bu sebeple ilk iş deneyimim kasiyerlik oldu. Sonrası Tıbbi Sekreterlik, Asistanlık, Temsilcilik ve Acent'lık olarak devam etti..


Ve 2014'ün bir Mayıs sabahında oğlumla buluştum. Canıma; can parçama kavuştum...

Şimdi oğlumla yaşadığım büyük aşkın keyfini sürüyorum... Dolayısıyla çalışmıyorum.
 
Bir süredir kitap yazma çalışmalarıma ağırlık verdim ve blogla ilgileniyorum... 

Kısacası okuyucu ben bir küçük kalbin hayata hep gülümseyerek bakan haliyim...

Yaşadıklarım kimseden farklı değil ancak onlar benim...

Ve ben, beni ben yapan şeylerden asla vazgeçmeyenlerdenim...

Ben de tanıştığımıza memnun oldum ancak şimdilik hoşça kal;

Sevgiyle kal, mutlu kal okuyucu...