22 Ekim 2015 Perşembe

Sonbahar Depresyonu mu? O da Neymiş Canım!

Bu sabahta kargalar kahvaltısını yapmadan uyandım ve yatağımdan kopamadım okuyucu... Bu sabahta saat 7'de gözlerimi açıp yorganıma bir daha en derinimden sarıldım ve ev terliklerimi giymem saat 9'u buldu... 

Ama neden?

Her yıl yaz bittiğinde ve sonbahara adım adım ilerlediğimizde başıma gelir bu benim. Hele ki hali hazır da çalıştığım bir işim yok ise daha da acınası bir duruma dönüşür. Erken saatlerde uyanmama rağmen yataktan çıkamam, çıksam da uzun saatler boyunca kahvaltı yapamam. Elim kolum kalkmaz, deyimi yerindeyse bütün gün hiçbir şey yapmadan öylece uzanırım koltukta... 

Normal şartlarda hayattan zevk alan, daima gülümseyen ve yerinde duramayan bir tipimdir ancak mevsimler sonbahara geldiğinde ben hep depresif, ben hep uyuşuk fare...

Sizin de böyle oluyor mu bilmiyorum. Ancak bu mevsimsel geçişler de değil de bir tek sonbahar aylarında oluyorsa hazır olun siz de benim gibi "Sonbahar Depresyon"u yaşıyorsunuz demektir. Bilirsiniz; depresyon denen illet en çok kadınları sever; çünkü bizler duygusal anlamda daha baskın bir insan ırkıyız ve çok daha kırılganız...

Kendimi bildiğim ve bu hallerimden nefret ettiğim için konu ile ilgili bir takım araştırmalar yaptım ve inanılır gibi değil, bu tip depresyonun daha sık kadınlarda rastlandığını öğrendim. Ah. Ne kadar da şaşırtıcı değil mi? 

Biz insanlar genel anlamda yazın bir şekilde daha heyecanlı ve aktif oluruz. Hava sıcaktır, okullar tatil, işler de bir durağanlık (işine göre değişmekle birlikte), yıllık izinlerin deniz, kumsal, güneş şeklinde değerlendirildiği bir mevsim... Her şeyden öte kat kat giyinmek zorunda değilsiniz, sıcaktan bunalsak dahi arabaların üzerimize sıçratacağı bir yağmur birikintisi yoktur mesela... Eh bunca güzellik bir yana yazın çiçekler açar dört bir yanımızda değil mi? 


Tüm bu güzelliklerden sonra mevsimler değişir ve sonbahar yüzünü gösterir, gündüzler kısalır, yağmurlar yağar, ağaçlar yapraklarını döker... Mevsim bile hüzünlenir anlayacağınız... Hal böyle olunca da bazı insanlar hüzünlenen bu mevsimlere kayıtsız kalamaz ve bu hüzünden etkilenir... Kadınlar ise gerek hormonal etkiler, gerekse aile içerisindeki sorumluluklarının artmasıyla ruhsal olarak bir çöküntü yaşamaya başlarlar... Özellikle daha önceden depresyon tanısı konmuş kişiler bu depresyon tipine daha sık yakalanabiliyorlar...

Sonra da kendilerini çikolataya, keke veriyorlar. Veriyorlar diyorum çünkü ben tatlı pek sevmem ben bu depresif dönemlerimde abur cubura sararım ancak tatlıyla pek işim olmaz... Her neyse... Aslında tüm bu sıkıntıları yaşamamak ve ardından gelen çeşitli şekillerdeki yeme isteğimizin armağanı kilolarımızla baş başa kalmamak adına yapabileceğimiz birkaç şey var... 

Sonbahar depresyonu yaşıyorsanız bir bakın bakalım, belki sizin de dilinizden anlayan bir kaç cümle yazılmıştır buraya... :)





Öncelikle tatlı krizlerinize bir dur demelisiniz; sonbaharın taze sebze ve meyvelerine merhaba deyin! Zira tatlı 

krizleriniz ve karbonhidrat ağırlıklı beslenmeniz yani dengesiz yemeniz sizi daha çok ağırlaştırır; kendinizi daha yorgun ve halsiz hissedersiniz. Hemen kaçın; o tatlı peşinizden gelmeyecek! 





Eğer bir önceki akşam 12'de uyuyup sabah 7'de uyanmışsanız bir sonraki gün de aynı saatte yatıp, aynı saatte uyanmaya çalışın. Yani uykunuzu bir düzene sokmaya çalışın. İnsan ne yaparsa yapsın bir uyku düzeni yok ise kendini berbat hisseder ve bedeni daha çabuk yorulur. Bunu asla unutmayın..




Benim gibi uyandığı anda kahvaltı yapayamayanlardan mısınız? Büyük bir sorunumuz var. Çünkü kahvaltı günün en önemli öğünüdür ve çok geciktirmeden yapılmalıdır. 
Bir tavsiye, ben her sabah şekersiz bir Türk Kahvesi ile ayılıyor ve sonrasında hemen kahvaltımı yapıyorum... Denemelisiniz... Ancak mutlaka her sabah güzel bir kahvaltı yapmalısınız çünkü oradan alacağınız enerji size bütün gün lazım olacak...




Hali hazırda bir işi olanların özellikle bu dönemlerde ara ara kendilerini dinlendirmeleri de bu depresif halden kurtulmalarına yardımcı olacaktır. Mümkün mertebe kendinize iş yeri içerisinde de kısa molalar veriniz.






Ancak ev hanımı iseniz ve tüm gün evdeyseniz durum biraz değişir. Tavsiyem kahvaltıdan sonra el yordamıyla evinizi düzenleyip, işlerinizi halletmeniz ve sonrasında bir şekilde kendinizi dışarı atmanızdır. Çünkü zaten hafif karanlık olan bu havalarda eviniz daha da kasvetli olacaktır ve bütün gününüzü evde geçirmek size daha çok kasvet verecektir. Bakkala, markete gidin; alışveriş yapın, komşuya gidin. Ancak her gün mutlaka yarım saatte olsa evden dışarı çıkın hava alın...




İş yerinizde, evinizde ya da dilediğiniz herhangi bir yerde vaktinizi geçirmenize yardımcı olacak ve vaktinizi verimli-keyifli bir şekilde geçirmenize destek olacak bir aktivite düşünün. Kitap okumak? Film izlemek? Yap-boz? Boyama kitapları? Yazı yazmak? Hangisi sizin için daha uygun ya da benim sayamadığım ancak sizin yapmaktan hoşlanacağınız bir şey. Mutlaka bir hobi edinin, hem boşuna zamanınız geçmez, hem de kafanızı dağıtırsınız... Bir hobiniz olsun...





Anılarınızı hatırlayın bazen de... Bu yaz neler yaptığınızı, geçen kış nasıl büyük bir heyecanla kar topu oynadığınızı, geçen ay gittiğiniz mezuniyet törenini, çocukluğunuzu, çocuğunuzun ilk emeklediği günleri... Anıları canlandırın gözlerinizde ve gülümseyin... Çünkü size daima gülümsemek yakışır... 





Kendinize kurallar koyun, belki hepsini uygulayamazsınız ancak kurallarınız olsun. Her sabah 7'de kalkıp işlerimi halledeceğim. İşlerim bitince dışarda bir saat yürüyüp eve dönecek ve kitap okuyacağım. Belki bazı günler daha erken uyanırsınız ya da bazı günler hava o kadar yağmurlu olur ki yürüyemezsiniz. Ancak kurallarınız olsun ve onlara uymaya çalışın. Sonuçta sizi sizden iyi kim bilebilir ve ne istediğinizi kim daha iyi anlayabilir... 




Her şey bir yana sevgili okuyucu, kendinize en zor zamanlarda bile sizi mutlu edebilecek sebepler yaratın. Onları düşününce hep gülümseyeceğiniz sebepleriniz olsun. Depresyon dediğin nedir ki siz isterseniz her şeyi halledersiniz evelallah... :)

Sevgiyle kal, mutlu kal okuyucu... 

kubraslisen