14 Haziran 2016 Salı

"Bir Kaybedişin Hikayesi"

Aralık 2010 

Sen! İçimde yaşattığım çocuk olansın en önce... Seninle öğrendiğim kumdan kalelerin çok çabuk yıkılabileceği ancak buna karşın çok emek istediğiydi. Biz seninle iki masum çocuğun oynadığı o evcilik oyunlarını oynayamadık belki ama zamanı geldiğinde birbirimizin doktoru olup, yaralarımızı sardık. Bakıp da gördüğümüz kalplerimizin doktoru... Sen göğsüne yatırıp okşarken saçlarımı dinlediğim kalp atışların ve bir suçlu gibi hissettiğinde göğsüme koyup başını orada huzuru arayışın... Sarıp sarmalayıp birbirimizi, ilaç olduk kanayan yaralarımıza... Çünkü bizim sevgimiz bir çocuğun sevgisi kadar masum, yüreklerimiz o küçücük yürekler gibi tertemizdi... İçimde yaşattığım çocuğum oldun işte bu yüzden en önce. Ben önce çocuk olmasını öğrendim seninle ve çocukluğunu alıp yüreğime sardım seni en derin sevgilerimle... Sahip olduğun ilk ve en güzel şeydi o! Çocukluğum, çocuk yanım...

Zaman zaman ellerimden tutup beni kendine çektiğinde söylediğin tüm o sözleri dinledim ben. Seni dinlerken olgunlaştırdığın halime bakıp gülümsedim... Seninle ben artık "Biz"dik... Önce sevgilin oldum sonra aşkın... Zamanla daha çok yerini işgal ettim kalbinin ve sen asla şikayetçi olmadın bundan. Kalbin oldum, kalbim oldum ve sen büyüttüğüm o küçük kızın ilk aşkı oldun!

Büyüdükçe kaybederdi insan masumiyetini bilirsin. Artık hiç kimse yeterince masum değildi... Belki de bu yüzden korktum ben; korktum ve yoruldum. Zaman zaman kavgalarımız oldu seninle ve ben her defasında çekip gitmeyi tercih ettim. Zarar verdik birbirimize, ağır yaralarımız, kan kayıplarımız oldu... Ama biliyordun işte! Her durumda vazgeçemezdim ben senden ve her koşulda atamazdın beni kalbinden sen. Bu yüzden belki de tüm korkularıma rağmen sardın beni sen; önce yorgunluklarım oldun ve sonra tek bir sarılışınla tüm yorgunluklarımı alıp götürdün... 

Sonra sonra boş vermişliğim olmayı başardın. Bazen önemli gibi gözüken bir çok ayrıntıyı boş vermek gerekirdi. Bütün olumsuzluklara rağmen gülümsemek gerekirdi. Bazen bulunduğun ortamı hiç düşünmeden terk edip, sevdiğin insana koşmak gerekirdi. Çünkü insana sevdiğinden başka kimseler derman olamazdı... Seninle anladım; sen, derdimi yaratan sebepler iken tüm dertlerime dermandın zira...

Her sabah gözümü açtığımda koşa koşa yanına gelmemden bildim; sen aynı zamanda sorumluluğumdun benim. Geceleri bizi ayıran soğuklar, sabah doğan güneş ile kavuşacak olan ellerimizi engeleyemezdi. Gözlerimi açtığımda sana koşardım ben çünkü. Ben her sabah, senin deyiminle kargalar kahvaltısını yapmamışken geldiğimde yanına; sen hala uyuyor olurdun. Yanına gelip sana baktığımda, ellerimi buluşturunca ellerinle, uyanmak yerine beni kendine çekmeyi tercih ederdin. Sen en çok bana sarılıp uyumayı severdin ve ben yanımda uyumana dayanamayandım... Sen bir bebek gibi uyurken öyle huzurla, ben sana bakmaya doyamazdım... Ben senin o en masum anlarını izlerdim ve tüm o masum hallerine bakıp hayal ederdim... Sen benim hayallerimdin; hayal kurmayı öğrendiğim adamdın. Her gece ayırırken bizi soğuk esen rüzgarlar, ben yastığımın diğer yanında olmadığın için evrene edebileceğim tüm küfürleri eder ve sonra bir gün sonsuza dek göğsümde uyuyacağını düşünürdüm... Ben senin için, bizim için ne hayaller kurdum... Tutup ellerimden sarılışını bana, en mutlu zamanlarımızı mesela... Sen her hayalimin sonunda, her kabusun uyanışındaydın. Çünkü aynı zamanda sen benim kahramanımdın... 

Biraz eksik, biraz parçalı bulutlu... Biz olmayı başardık işte en sonunda... Ancak sonra sonra birileri gelip gittiler, birileri girip çıktılar küçücük dünyamıza... İşte o zaman sen benim uğruna savaştığım en güzel davam oldun... Tüm o yıkıcı insanları aşmaya çalışırken bir bir, daha çok zarar verdik belki bize ama ne olursa olsun ayrılmayan ellerimiz armağandı işte bize... Çok savaştık biz bu aşk için; yaralandık ama ölmedik... 

Sen benim bu kısacık hayatımda gördüğüm; iyi ya da kötü her şeydin. Bazen hayal, bazen gerçek. Ancak sen her şeydin. Hayat oldun, hayatım oldun... Her hayat bir masalsa eğer sen benim en güzel masalım oldun... 

Ve en sonunda... Kaybettiklerim oldun.

Onca zaman savaştığım her şeye karşı bir tek seninle savaşamazdım. Bir gün, tek bir günde kaybettim seni... Önce tutup ellerimden son kez yaşadın beni; sonra "Hoşçakal" dedin bana. O sekiz harfin için de kayboldum ben. Asla kaybetmek istemediğim aşkımı nasıl kaybedebilirdim ki böyle? Boktan bir sekiz harfle bitmiş miydi hikayemiz? Sonraları çok ağladım ardından; senin asla şahit olamadığın, görmediğin bilmediğin... Ben aynı senin gibi devam etmeye çalışırken hayatıma tüm aptallıklarıma ağladım... Her gece adını sayıklayışlarıma, sana, bize, aşkımıza... Benden sonra dokunduğun her teni kıskandım teninden... Senden sonra kim geldiyse bana, ancak ve ancak seni anlatabilirdim onlara... Ne zaman kalbime dokunmaya çalışsa birileri "Dur!" dedim... Sen kaybolurken başka bedenlerde, ben de kayboldum hayatın içinde... 

Sonrası felaketti. Bizim felaketimiz bir "Hoşçakal" a sığdırılmış isyandaydı... Benim aptallığım her durumda kalbime sahip çıkacağını sanmamdı. Aslında aptallığım tenini bile kıskanmaktı... Gözlerinin bir başkasına baktığını görmekti aptallığım. Bir başkasını aldığını düşündüğümde hayatına, aptaldım... Beni sevmediğini düşündüğümde, artık öyle olmadığını zannettiğimde aptaldım... Gurur yaptığımda...

Bir "Hoşçakal"a sığdırdığında her şeyi. Kayboldum işte ben de aynı senin gibi. 

İşte o zaman saatler aşkta ölümü gösterdi. Asla kazanamazdım artık seni... Tüm çırpınışlarıma rağmen artık beni görmezdi gözlerin ve başka tenlere değerken tenin... Özlemezdi kalbin beni... Unuturdun. Unutmuştun...

Vazgeçtiğin noktada kaldı aklım sonra... Yüreğim orada takılı kaldı. Hep o anda yaşadım sanki. Hep o ayrılışı yaşadım sanki... Asla vazgeçmedim senden; ne senden, ne sevginden... Ama hiçbir şey engel olmadı seni kaybetmeme. 

İşte bu yüzden sen benim kalbimin en güzel yerinde saklanıp kaldın...
Sen benim en güzel hikayemdin.
Ve ben sevmeyi öğrettiğin kalbimi, vicdanımı, sevgimi...
Okyanusların en derinine atıp, yaşamayı seçtim.
Sen gibi.

Hiçbir yol döndürmez artık seni.
Hiçbir şey değiştirmez artık.
Değil mi?

Oysa benim en güzel hikayem sendin. Hayallerim, dualarım. Her şeyim sendin.
Bitti mi sahiden? Gittin mi harbiden?

Peki öyleyse...
Toplayıp eşyalarımı gidiyorum ben de.
Hayallerim sen de kalsın.
Çünkü sensiz gerçekleşecek hiçbir hayali istemiyorum. 

Kendine iyi bak...