28 Haziran 2016 Salı

Hayat'a Dair.

Neresinden tutunursak tutunalım hayata bazı gerçekler vardır. Bilirsiniz ya; değiştiremeyeceğiniz şeylerdir onlar. Mesela aileniz gibi...

 İnsanın hayatta karşısına çıkan tüm yollarında birazcık şansa ihtiyacı olduğunu düşünenlerdenim ben. Ne kadar okursanız okuyun, şansınız yoksa eğer hayatta bir yerlere gelmek için yıllarca uğraşır ama bir sonuç elde edemezsiniz. Ne kadar çabalarsanız çabalayın, aşktan yana bir şansınız yoksa mesela hep yarım kalırsınız...

Bir süredir internette, kitaplarda ya da herhangi bir yerde karşıma çıkan yazılar; hayata hep olumlu bakmamız gerektiğini söyleyen şeyleri barındırıyor içerisinde. Ben mesela buna inanmıyorum. Tamam. Her şeye olumsuz da bakılmaz ama her şeye de olumlu yaklaşamazsın be kardeşim. Ben sokakta yaşayan bir çocuğun gülümseyen tek bir fotoğrafından onun ne kadar mutlu olduğu düşüncesine kapılabilen bir insan değilim ne yazık ki... O küçücük çocuk kışın donarken soğuklarda, ısıtmaya çalışırken elleri ile bedenini aynı şekilde gülmüyor çünkü... O çocuk aç kaldığında, ayakkabısız dolaştığı için yara bere içinde kalmış ufacık ayaklarına her baktığında dünyanın adaletsizliğine sövüyor çünkü...

İnsanın başına gelen her müsubeti Allah'tan bilip, körü körüne "Buna da şükür." demesine anlam veremiyorum ben. Sen hiç düşünmeyi akıl ettin mi acaba? Bunlar benim başıma neden geldi diye? Hiç düşündün mü, ters giden bu hayatımı nasıl düzene sokarım diye? Yok hayır, düşünmeye ne gerek var ki değil mi? Nasıl olsa her şey Allah'tan, bugün bir kapı kapanır, yarın öbürü açılır değil mi? Hayır işte açılmaz, açılmıyor. Sen bir şeyler için çabalamadıkça olmuyor.

Tabi insanın çabaladığı şeyler de önemli bu noktada. Sen ayağında ayakkabın yokken, ayakkabı dükkanın olsun diye çabalarsan boşa kürek çekersin. Önce bir kendi ayağına ayakkabı al da sonra dükkan açmanın hayalini kurup onun için çabalarsın. Hayal aleminde yaşamanın bir manası yok!


Televizyonlara çıkıp bangır bangır, her gün güne gülümseyerek başlayın diyen insanlar var. Kardeşim adamın yatacak bir yatağı, giyecek bir kıyafeti dahi yok işin en acı yanı da ne biliyor musun? Adamın karnını doyurmak için yiyeceği bir kuru ekmeği dahi yok. Bu adam nasıl gülerek başlasın güne? Hepsi zırvalamaca bunların.

Ve bu zırvaların hepsi de ancak hayatını gerçekten döndürebilen insanlar için. Her şeyi tam olan bir insanın mutluluktan yoksun olmasını anlamsız bulan insanların söylediği yalanlar bunlar. Dünyevi hiçbir varlığı olmayan bir insana git de söyle bakalım "Ne olursa olsun gülmelisin." diye... Kendisine bu cümleyi kurduğun için güler sadece...

Dünya artık öyle bir dünya değil. Dünya televizyonlarda gördüğümüz o ışıltılı hayat gibi değil. Dizilerde, filmlerde gösterilen aşklar gibi değil... Hepsi sadece bir sahne, sahne arkası ise oldukça karanlık. Böyle bir ortamda hangi mutluluk zırvasına inanabiliriz ki?

Düştüğümüz hayat telaşesinde mutluluğu nerede yakalayabiliriz? Koskoca bir hiç tüm bu soruların cevabı...

Varsa aranızda biri şuanda, tam şuanda pılını pırtısını toplayıp bir sahil kasabasında yaşamayı tercih edecek onlara diyecek sözüm yok. Ama bilirim ki böyle bir insan da yok. Her insanın sorumlulukları var, beklentileri, mecburiyetleri var... Her insanın gördüğü bir mahalle baskısı, bir sıkışmışlığı var... O yüzden diyorum işte söylenenlerin hepsi hikaye bir şeylere sığınıp umut etmekten vazgeçin. Asla düşlediğiniz gibi bir hayatınız olmayacak birazcık şansınız yoksa eğer. Durun ve kabullenin. Belki de mutluluğun küçücük bir zerresi kabullenmekten geçiyordur.

Sevgiyle kal okuyucu...