20 Ağustos 2016 Cumartesi

Merhaba 26!


19 Ağustos...

Hayatın başladığı tarih; gözlerimi bu dünyaya açtığım tarih. Bu yüzden her sene bu tarihte beni arayıp en güzel ses tonuyla bana iyi dileklerini sunan insanlar var hayatımda... Bu yüzden her sene bugünü bir bayram gibi yaşarım ben.

Bu sene hariç.

Ben insanların bu dünyaya geldikleri güne yani doğum günlerine çok önem veririm. Bu dünya düzeni içerisinde birbirimizi sevdiğimizi özgürce söyleyebileceğimiz, defalarca tekrarlayabileceğimiz günlerdir bu ve bunun gibi özel günler. Hayat sanki bize "Unutuyorsunuz birbirinizi hatırlayın işte senede bir de olsa!" diyor gibi... İşte bu yüzden özellikle en sevdiğim insanlar tarafından böyle günlerde unutulmak ciddi anlamda beni yaralıyor... Beklediğim hediyeler, abartılı kutlamalar falan da değil aslında! Gülümseyen bir ses tonu, içten bir kutlama yeter aslında! Sene de bir gün dahi olsa mutlu olmak, sevildiğini görmek çok değil bence. Neyse!

Hayatımın en büyük çıkmazında olduğum bir sene 2016. Hayatımın en büyük çıkmazında olduğum bir yaş 26. Yanımda olmasını istediğim bazı insanlar yoklar mesela; kaybettiğim ve bir daha asla kazanamayacağım insanlar... Onlarsız da nefes alabiliyorum ama onlarsız yaşayamıyorum işte. Yaşamak ile nefes almak arasındaki o farkı en ağırından hissediyorum şimdilerde...

Bu sene diğer tüm senelere göre heyecanla beklemedim doğum günümü, bu sene doğum günümde ortalarda değildim. Sessizce bekledim sadece. İki kez pasta kestim ve ikisinde de "Sen kabul et Rabbim!" diyerek dilek diledim. Uzun zamandır dilediğim bir dileği bu sene doğum günümde tekrar ama tekrar diledim...

Geriye dönüp baktığımda 26 yaşımı hatırlamamayı isterdim. Bu senenin hafızamdan uçup gitmesini isterdim... Bu senenin bir an önce bitmesini isterdim. Bunları yaşayacağımı bilseydim 26 yaşını hiç görmemeyi dilerdim... Böyle bir hayatı yaşamak zorunda kalacağımı bilseydim bu günlere gelmeyi hiç istemezdim. Şuan nefes almıyor olmayı dilerdim diğer tüm doğum günlerimde...

Üzgünüm sevgili 26 yaşım; bana uğurlu gelmedin. Üzgünüm 26 senem, bunca yıl içerisinde benden sadece bir şeyler çalan hayata karşı yeterince güçlü olamadım. Ben başaramadım. Evet. Kabul ediyorum, yapamadım. Şimdi ise pes ettim! Hayatın bana sunacaklarını bekliyor ve izliyorum geçip giden zamanı. Kabullenmeyi öğrendim ve yalan mutluluklarla da nefes alınabildiğini gördüm.

Ben çok yıprandım 26 yaş. Sen gene de hoş geldin, sefa geldin. Ancak bilmelisin ki ben artık daha fazlasını görebilmeyi isteyecek kadar hayat dolu değilim. Ben artık pes ettim.

Anlıyor musun?
Duyuyor musun?

Pes ettim.

Bu yüzden hoş geldin 26 yaşım; sen bana en çok "Vazgeçmesini" öğrettin!

- kubraslisen
19 Ağustos 2016