8 Mart 2017 Çarşamba

Canımın Taaaa İçindekine...

Merhabalar Sevgili Okuyucu.

Güzel ülkemin güzel mevsim geçişlerini izlerken bugünlerde, insanların da mevsimler gibi değişmesini izliyorum... Hani mesela bahar olup çiçek açarlarken birden kış olup buz kesebiliyor olmalarını... Samimiyetsizliklerini, inançsızlıklarını, yalanlarını... İzliyor ve şaşırıyorum...

Küçüklüğümden beri bana öğretilen şey samimiyetti. Ne bileyim yani hani bir laf vardır ya "Ben babamdan böyle gördüm." deriz. Ulan ben babamdan böyle görmedim be! Ben her durumda ve her koşulda babamın hayran olduğum erdemleri ile hayata baktım...

Babam derdi ki "Bu dünyada her ne görürsen gör, dürüst olacaksın! Yalan dolanla iş çevirmeyeceksin." Asla yalan söylediğini ve asla kendisine yalan söyleyeni affettiğini görmedim. Belki babam yalandan bu kadar nefret ettiği için, insanlar ona hep yalan söyledi ama o gene de dürüstlüğünden ödün vermedi. Ve belki de babam bu kadar lafının arkasında duran bir adam olabildiği için ona benzedik bizlerde. "Yalandan nefret ediyorum." derken sıralamadık yalanları hiç; neysek o olduk. Bazen kaybetmemize sebep olsa da bu durum; gene de ödün vermedik. Bazen susmamız gerektiğini bildik; bazen ne varsa sayıp dökmesini. Ama her durumda doğruluktan geçen yollarımıza, her durumda yalanlarıyla etrafımızı saran insanlar çıktı. Yollarımızı kirlettiler onlar; zedelediler neye inancımız varsa. "Bir daha" dedik. "Bir daha asla!" Ama bizim gibi insanlar yüzlerce kere de aynı şeyi yaşasalar yüzlerce defa daha gene güvenmek isterler. İşte bu yaşadığımız yıkımları hak ettiğimizin göstergesidir. Ama ne var biliyor musun okuyucu? Her yıkımdan daha güçlü kalkan insanlar bir gün mutlaka hakikati bulurlar. Kalbinizi kirletmezseniz şayet; bir gün mutlaka tertemiz kalbiyle yanınızda duran birine bakıyor olursunuz. İnancınızı kaybetmeyin!


Şimdi dönüp etrafıma baktığımda gördüğüm bütün yüzlerde biraz samimiyet arıyor olmamın sebebi aslında budur. Dürüstlük, samimiyettir zira. Dürüstlük, cesarettir. Dürüstlük, kendine güvendir. Birazcık kendinize güvenin be! Birazcık cesaret edin ulan! Hadi beeee! Çok da zor değil ama!

Bundan 3 - 4 yıl önce babamla yaşadığım bir tartışma sırasında hem ona hem de bana göre çok ağır bir cümle kurdum. Ki ben yüzüne karşı kurduğum o cümle ile aramızdaki birçok şeyi yıkmayı teklif ediyordum aslında. Zira bazı cümleler ömür boyunca unutulmazdı. Bazı cümlelerin açtığı yaralar asla kapanmazdı. Babam için çok zordu bence o cümleyi duymak. Benim için ise, bana o cümleyi kurdurtacak hale gelmem; beni buna itmiş olması... Asla kabullenemeyeceğim, asla unutamayacağım bir andı o an. Zaten hayatım boyunca iki anı asla unutmamışımdır; unutamam. Her neyse. Sonuç olarak o cümleyi kurabilmemin bir sebebi vardı! Haksızlığa uğramıştım, suçlanıyordum ve tabii ki davamda haklıydım. Bu durumda ben babamın aynen bana öğrettiği gibi yaptım. Karşımda kim olursa olsun davamda haklıysam, hakkımı korudum. Bana bunu öğreten de kendisiydi, bana bu kadar gururlu ve cesaretli olmasını öğreten de... Gün geldi bana şunu diyebildi mesela; "Her şeye rağmen bu hayatta asla yıkılmazsın. Çünkü sen benim aynamsın." Aynasıydım. Çünkü onun gibiydim. Aynasıydım; çünkü ne kadar karşı çıkarsam çıkayım gene de unutmuyordum sözlerini. Aynasıydım; çünkü ne olursa olsun, ondan bir parçayım...

Şimdi bu yazı babama bir teşekkür olsun o zaman. Beni yalnız ve sessiz bıraktığı tüm gecelerde, boşluklarıma daha sıkı sarıldım ben. Beni güçsüz bıraktığı tüm anlarda her bir cümlesini hatırlayıp erdemlerine sarıldım ben. Babam dedim, bu durumda olsa böyle yapar mıydı? Babam dedim, böyle bir olay karşısında ne yapardı? O ne yaptıysa aynısını yaptım sonra. Allah'a inandım; kalbimi bozmadım. Bekledim, dinledim, durdum. Düşündüm, taşındım, planladım ve o şekilde hareket ettim. Korkmadım, korkutmadım. "Allah'ın adalet terazi asla şaşmaz." derdi babam. O terazinin doğru tartılmasını bekledim. Bu yüzden başımı soktuğum her beladan çok kolay kurtulabilirdim. Bu da benim şansım işte. Babam yani.


Öyle aşığım ki tarifi yok bu duygunun. Duruşuna, kalp atışına, en çok ellerine... Onun elleri benim kendimi güvende ve iyi hissettiğim... Onun içime çekmeye doyamadığım ahşap kokusu, dağınık saçları ve hep hüzünle bakan gözleri... Şimdilerde yılların verdiği yorgunlukla ifadesine yerleşmiş olan kırışıklıkları... Yumruklarını sıktığında sanki vücudundan çıkacakmışcasına beliren damarları... Benim babam... İlk aşkım, ilk hayranlığım... İlk kızgınlığım, ilk öfkem... İlk öğretmenim, ilk öğretenim... İlk ustam, ilk patronum... İlk kalp kırıklığım, ilk mutluluğum... Şimdilerde ondan uzak ama ona bir nefes kadar yakın; hayatta ve ayakta kalmaya çalışıyorum. Ve beni iyi yapan ne varsa biliyorum; hepsi özünde onun eseri.

Bana verdiği değerleri, bana verdiği sözleri, bana verdiği nasihatleri... Hep ondan aldıklarımı tuttum cebimde... Her zaman en çok ona kızdım ama her zaman onun anılarına sahip çıktım. Bazen o kadar çelişkili gibi duruyordu ki... Ama o benim bu hayatta yaşadığım, yaşayabileceğim en gerçek şeydi... Ben her koşulda ve durumda ondan asla vazgeçemezdim, onun da benden vazgeçemeyeceğini bildiğim gibi...

Şimdi dönüp ona defalarca teşekkür etmek istiyorum. Bakıp ona defalarca haykırmak; içimde olan her ne varsa... Gözlerinin en içerisine bakıp ağlamak istiyorum. Öyle sıkı sarılmak... Tek çaresi o çünkü biliyorum. Tek çaresi sarılmak. Kalbi benim için ölene kadar atacak olan tek adam. Babam. Canım, caniçim... Ruhumun ilk zedelenişi, yüreğimin ilk heyecanı... Gözlerimden okunan mutluluğun ilk sebebi. İlk acım, ilk aşkım...

Her ne vermişsen bana bize, bil ki önümüze çıkan bu dolambaçlı yolları aşmamızın en gerçek sebebidir. Nasıl bir cesaretle büyütmüşsün bizi; şimdi korkusuz olup her yola çıkabilmemizin nedeni... Nasıl bir merhamet yerleştirmişsen yüreklerimize; düşmanımıza bile kötü davranamıyor olmamızın sebebi. Bazen vazgeçecek gibi oluyoruz ya biz... Sonra hemen o kaşları çatık halin geliyor aklımıza ve "Bir dakika ya!" diyebiliyoruz. Sen bakışlarınla dahi tüm dünyayı korkutabilecek; sen en zayıf halinde bile dimdik ayakta durup tüm dünyayı karşına alabilecek kadar cesursun. Ne sanıyorsun şimdi. Senin gibi bir adamdan olup, senin gibi bir adamla büyüyüp, öğrenip de korkak olmak haddimiz miydi? Hey, dön bir daha bak eserlerine...

Biz senin aynan olmaktan gurur duyabiliriz ancak; binlerce kez şükürler olsun ki senin gibi bir adamın evlatları olarak bu dünyaya geldik; senin gibi bir adamın erdemlerine maruz kalarak büyüdük ve senin gibi bir adamın erdemleriyle hala daha büyümeye devam ediyoruz.

İyi ki varsın babam. Bir şekilde orada hala daha iyi ki sen hala varsın. Sen benim bu kahpe dünyada tertemiz kalabilmemin tek sebebisin. Sen benim bu yalan dünyada; "Kalbim bir melek!" dememin tek nedenisin. Çiçek kalbim senin en güzel bahçendir ve ben her şeye rağmen en güzel evimi sen bilirim... Sen benim en güzel yanımsın babam...



-kubraslisen