benimönerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
benimönerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Eylül 2017 Cuma

Kitap Önerim: Harlan Coben - Kapan


Orjinal Adı: Caught
Yazarı: Harlan Coben
Çeviren: E. Özlem Gültekin
Kitap Türü: Gerilim - Polisiye
Yayınevi: Martı Yayınları
Yayınlandığı Yıl: 2011
Sayfa Sayısı: 505



Selamlar Sevgili Okuyucu,

Bir solukta okuduğum kitaplar listesinde kesinlikle en başı çekmeyi hak eden Harlan Coben'in Kapan'ı; tek kelime ile muhteşem!

Kitabı elinize ilk aldığınızda karmaşık ve anlamsız gelebilir ama yazara güvenin ve okumaya devam edin derim ben... Zira romanı okurken genç bir kızın ortadan kaybolması, iyi bir öğretmenin pedofili ile suçlanarak hayatının alt üst olmasını sindirmeye çalışacaksınız. Ancak sayfalar ilerledikçe işin bu kadar ile sınırlı olmadığını ve başarılı bir muhabirin biraz olayları açığa kavuşturma isteği biraz da iç güdüleri ile hareket etmesi sonucu ortaya çıkanları görecek ve sayfaları daha hızlı çevirmek isteyeceksiniz.

Üniversitede çok iyi arkadaş olan beş genç adamın leşçil bir oyuna dahil olmaları ile hayatları nasıl değişebilir?
Bu değişimler kaç kişiyi etkileyebilir?
Ve tabii ki kitapta bahsi geçen her ölüm, gerçekten bir ölüm müdür?
Sona geldim, olayları çözdüm dediğiniz noktada bu kitabın sayfaları sizi alaşağı edecek ve tüm bildiklerinizi unutup hikayeyi yeniden düşünme gereği duyacaksınız.
İyilik ve kötülüğü sorgulayacak, adaletin elinde sonunda nasıl da yerini bulduğunu ama yine de bazen kendi adaletimizi kendimiz sağlamak zorunda kalmamızı okuyacaksınız. En güvendiklerinize bakıp, en sevdiklerinizi getireceksiniz aklınıza...
Sadece bir gerilim - polisiyeyi değil bir annenin oğluyla olan muhteşem ilişkisini, tolerans gösterdiğimiz birçok şeyin aslında çocuklarımıza ne tür zararlar verebileceğini, bazen içgüdülerimize güvenmemiz gerektiğini, görünenin ardında görünmeyen birçok şeyin olabileceğini okuyacaksınız.

Ve tüm bunların arasında yazarın muhteşem kurgusuna hayran kalıp, kitabı bir kez daha en baştan okumak isteyeceksiniz; her bir satırını daha fazla sindirebilmek için.

O zaman bu şahane Gerilim - Polisiye türündeki kitaptan birkaç alıntı ile yazımıza son verip, iyi okumalar dileyelim...

""Bir süredir ara verdiğim kitap okuma seanslarıma bu kitap ile tekrardan start vermiştim. İyi bir başlangıç oldu; dolayısıyla sayfalarında pek çok satırın altı çizildi. Şayet okumak istersen; yaz bana adresini, benim küçük notlarımla bu kitap hediyem olsun sevgili okuyucum sana...""

Sevgiyle kal,
Huzurla kal,
Hoş kal,
Hoşça kal okuyucum.
 -kubraslisen


"Özgürlüğün bedava olmadığını sık sık duyarsınız. Adalet de bedava değildir."

"Suçlamalar toplum zihninin kanaatleridir. İnsan, masumiyeti ispatlanana kadar suçludur."

"Bu dünyada yaşıyoruz, diğer insanlarla zıt düşünüyoruz. İşleyiş böyle. Çarpışıyoruz ve bazen birileri hasar görüyor."

"Size varsayımsal bir şey söyleyebilir miyim?"
"Ben gerçekleri tercih ederim."


"Tanrı ne yapacağını ancak kendisi bilirdi. O'nun kendisine has bir planı vardı, öyle değil mi? Eğer onun her şeyi bilen ve mutlak güce sahip olduğuna gerçekten inanıyorsanız, sizin ve acınası yakarışlarınızın O'nun bu büyük planını etkileyeceğini gerçekten düşünüyor olamazsınız, öyle değil mi?"

"Sen kaybetmeye dahi hoş bir anlam katıyorsun."

"Geri adım atmak hayatım boyunca bana çok pahalıya mal olmuştu."

"Ben sadece kazanma şansım olan durumlarda savaşırım. Aksi takdirde bunun ne anlamı olur ki?"

"Öfke zaman kaybıdır."

"Şimdi biliyorum ki ben affedilmeye değer, kusurlu birisiyim."






24 Mart 2017 Cuma

Kitap Önerim: Ahmet Batman - Korkma Kalbim





Kitabın Yazarı: Ahmet Batman
Kitap Türü: Deneme
Yayınevi: Destek Yayınları
Yayınlandığı Yıl: 2015 (15-12-2015)
Sayfa Sayısı: 216


Selamlar Sevgili Okuyucu;

Bir solukta okuduğum bir Ahmet Batman kitabı ile karşınızdayım... Daha önce yazarın adını duymayanlar için; 2013 yılında okuyucu ile buluşan ilk kitabı "Soğuk Kahve" ile hatırı sayılır bir kitleye hitap eden yazar aynı yıl içinde "Sabah Uykum" u da piyasaya sürerek; okuyucunun hafızasında güzel bir iz bırakmış ve üçüncü kitabı "Bana İkimizi Anlat" ile de yerini iyice sağlamlaştırmış. Şuan bu yazıya konu olan "Korkma Kalbim" ise dördüncü ve en son kitabıdır.

Gelelim o zaman bu kitabın hikayesine; bana göre kitabın genel bir hikayesi vardı. Ahmet Batman hatırı sayılır bir okuyucu kitlesine sahip, iyi bir yazardır ancak şahsi görüşüm bu kitabın bir başarısızlık olduğudur. Kitabın başından sonuna kadar bir çok önemli noktayı aslında tahmin ederek okuyorsunuz. Bilenler var mıdır bilemem ama Wattpad diye bir uygulama vardır; amatör birçok yazarın ya da yazar olmak isteyenlerin sanal ortamda kitap yazdığı, insanların da bu kitapları ücretsiz okuyabildikleri bir platform. Ben Wattpad üzerinden çok kitap okurum; zira bazıları gerçekten muhteşem hikayelere sahiptir. Her neyse konumuz bu değil. Wattpad de okuduğum kitaplardan birini okumuş gibi hissettim açıkçası. Hikaye çok ilgi çekici ya da merak uyandırıcı değildi ancak kitabın her sayfasında da altı çizilecek bir cümle bulabiliyordunuz. Ben bunu şu şekilde yorumlarım; 216 sayfa içerisine serpiştirilmiş birkaç güzel cümleden ibaret bir kitap.

Bu kitabı raflarınıza yerleştirmek isterseniz eğer; sağlam bir hikayesi olmadığını biliniz isterim. Ancak boş okumuş da sayılmazsınız. Zira bazı cümleleri gerçekten insanın içerisine işliyor. Son olarak kitaptan bir kaç cümleyi sizlerle paylaşmayı tercih ederim. Zira aslında bir kitabı anlatan en güzel cümleler; kendi içinden alınan cümlelerdir...

Sevgiyle kal, hoş kal, hoşça kal okuyucu...

"Açıkçası kimse hayal ettiği gibi yaşamıyor. O yüzden kendini çok da harap etme. Yolun sonu belli, herkes ölüyor."


"Ne kadar zamanımız kaldı bilmiyoruz ve hala birbirimize geç kalmak için oyalanıyoruz. Korkak kalplerimizi birine sunmaya cesaret dahi edemiyoruz. Oysa insan koşmalı sevdiğine bir şarkıları daha olması için, beraber bir film daha izleyebilmek için, elini birkaç dakika daha fazla tutabilmek için…"

"Çünkü ben bugün en çok da kandırılmış gibi hissediyorum.
Sevgisinin karşılığını alamamış bir kedi
Başı okşanmamış bir köpek
Bir kere ısırılıp yarım bırakılmış bir elma
Yarısında değiştirilmiş bir şarkı
Birkaç harfi çalışmayan bir daktilo
Tek küreği kayıp bir sandal
Raydan çıktığının farkında olmayan bir tren
Pili bitmiş ve zamandan habersiz bir saat
Sabaha kadar çalışıp sınavdan kalan bir öğrenci
Avucundaki birkaç bozuk parayı kanalizasyona düşürmüş bir dilenci
Attığı hiçbir mesaja cevap gelmemiş bir aşık
Ve en çok da bir başıma hissediyorum.
Ben bugün hiç tamamlanmayacakmış gibi yarım,
Bitmeyecek bir şiir gibi yorgun
Soluk yazan bir kalem gibi halsiz hissediyorum.
Bugün iliklerime kadar ben olan bir kadından vazgeçiyorum.
Ben bugün ölüyorum da, sadece gömülmüyorum.
Gözümden akan yaş değil
Üzerime yağan yağmur değil.
Bu tükenmişlik ben değil.

Ben bugün en tükenmiş halimle bile seni seviyorum."

-kubraslisen













22 Şubat 2017 Çarşamba

Kitap Önerim: Miraç Çağrı Aktaş - Sen 17 Yaşımsın.

Selamlar Sevgili Okuyucu...

Bu hafta raflarımızı süsleyen kitapların başında "160" sayfalık bir Miraç Çağrı Aktaş eseri yer alıyor... Kitap, sevgililer gününü yalnız geçiren gençliğe bir moral kaynağı olacakmış gibi 15 Şubat tarihlerinde satışa sunuldu ve pek tabii büyük ilgi gördü.

Öncelikle bilmeyenler için biraz yazardan bahsedelim istiyorum... Kendisi henüz çok genç ve bence biraz heyecanlı bir tip. Anladığım kadarıyla kendisini bildi bileli yazıyormuş ve lise yıllarından sonra da ilk kitabı "Bana Seni Seviyorum Deme; Sev" ile okuyucuyla buluşmuş... Genç bir yazara oranla ilk kitabı ile bu kadar ilgi görmesi şaşırtıcı mı değil mi bilemiyorum ancak bu her anlamda bir başarıdır... Neyse bakalım... İlk kitabın devamı niteliğindeki "Bana Seviyorum Deme; Hissettir." ve "Bana Seni Seviyorum Deme; Evlen Benimle" ile piyasada kendine yer edinen yazarın, hatırı sayılır bir okuyucu kitlesi bulunmakta...


Şimdi gelelim şu 17 yaş meselesine... Kitabın ismi de içerisinde yazılanlar kadar anlamlı... Kitabın adını ilk duyduğumda "Ne demek ulan sen benim 17 yaşımsın!" demiştim. Bence ilk aşktan daha önemliydi; öldüğünde kalbinde bıraktığın aşk çünkü. Her neyse kişiye göre değişen bu konularda tartışmak istemem fazla...

Yazarımız, oldukça yoğun duygularla yaşadıklarını (Ya da yaşamadıklarını; bilemiyorum o kısmını tabi. Zira bence hiçbir yazar kendi hayatını yazmaz. Neyse geçelim şimdi bu kısmı.) okuyucularıyla paylaşmak istemiş. Açıkçası okurken böyle içinizden bir şeyler gidiyor ama tabi her yazılana da inanmamak gerekiyor; zira okuduğunuz sadece bir kitap, gerçek mi kurgu mu bilmediğiniz...

Kısacası tek bir solukta okunabilecek bir kitap ama baştan uyarayım; fazla romantik, fazla acılı, fazla aldatılmış, fazla terk edilmiş.

Kitabı okurken aklımdan geçen şey "Öyle bir erkek yok." olmuştu; kitaptaki karakterin beklediği gibi bir kadın olmadığı gerçeği gibi. Ne yazık ki kitaptaki o aşık karakter sadece bir hayal ürünü ve gerçekle hayali ayırt etmek gerekiyor. Fazla romantizme, kitabın neredeyse her sayfasında altını çizecek bir ya da birkaç cümleye hazırlıklıysanız hemen alıp okuyun.

Eğer "Ben romantizme gelemem; beni bozar arkadaş!" diyorsanız da başka kitaplarda buluşalım.

Evet sevgili okuyucu. Eğer sen de 17 yaşını, ilk aşkını, heyecanını hiç hak etmeyen bir vefasıza vermişsen; kırılmışsan, kaybetmişsen ve bunu hiçbir dilde anlatamıyorsan... Al ve oku. Çünkü yazar senin dilinden anlatmış her şeyi...

O zaman sana iyi okumalar diliyorum...

Sevgiyle kal..
Hoş kal...
Hoşça kal okuyucu...

- kubraslisen "k/a"

18 Ocak 2017 Çarşamba

Kitap Önerim: Charles Graeber - İyi Hemşire

Selamlar Sevgili Okuyucu...

Uzun zaman önce okuduğum ama yazmaya fırsat bulamadığım Charles Graeber'in "İyi Hemşire"sinden bahsedeceğim bugün.

Kitabımızın kahramanı işini ustalıkla yapan bir seri katil... Amerika'daki gerçek bir seri katilin hikayesini anlatan bu kitabı okurken bazen sayfalar arasındaki bağlantıyı kurmakta zorlanabilirsiniz... Bazı bölümleri o kadar karışık geliyor ki insana...

Her neyse... Gelelim kitabımıza... 2003 Aralık ayında yakalanan ve medyanın "Ölüm Meleği" lakabını taktığı Charles Cullen seri katil kariyerine ilk önce evdeki hayvanlarını öldürerek başlamıştı. Dışarıdan bakıldığında duyarlı, titiz, işini özenle yapan bir hemşire idi... İyi bir baba, iyi bir eş ve iyi bir arkadaştı... Tüm bu özellikleri taşıyan birinin soğuk kanlı bir seri katil olabileceğini hiç kimse beklemez; dolayısıyla geçirdiği düzinelerce soruşturmaya rağmen kendi itirafına kadar suçunun kanıtlanamaması normal aslında.

Kitabın sayfalarını çevirirken katilin hangi düşünce ile bu ölümlere sebep olduğunu anlayabiliyor ve her şeye rağmen sicilinin lekelenmemesine şaşırıyorsunuz. Kendisinin bile hatırlamadığı bir sayıda ölüme sebep olan bu adamın hikayesini kaleme alan yazar Charles Graeber yaklaşık 10 yıllık bir çalışmanın ardından bu hikayeyi bizlerle buluşturmuş. Belki de yüzlerce polis kaydı, gizli dosyalar arasında araştırma yapmıştı ancak en can alıcı olanı bu kitabı yazabilmek için cezaevindeki Charles Cullen ile de görüşmüştü...

Kısaca; bu kitap bir seri katilin hikayesini anlatan, uzun araştırmalar sonucunda titizlikle kaleme alınmış muhteşem bir biyografi... İyi kurgulanmış bir gerilim romanı...

Eh o zaman okuyucu; sen de bu kitabın sayfalarını arşınlayıp kitaplığına kaldırmalısın. Çünkü "İyi Hemşire" bunu hak ediyor... :)



Sevgiyle kal, mutlu kal okuyucu...


16 Haziran 2016 Perşembe

Kitap Önerim: Ertürk Akşun - 18 Saat



"Bahane arandığında en kolay bulunan şeydir zaten." Syf. 168

"Hayat bir sokak değil ki bitsin Tolga'cığım, uçsuz bucaksız bir ülke o. Hayat dört duvarla kapalı bir oda değil, uzun bir yol. Sonunu kimsenin bilmediği bir yol hem de. Geride kalanlar, geride kalır. Çünkü yol hep ileriye doğru gider, geriye dönüşü yoktur. Terk ettiğinle bir daha karşılaşamazsın. Çok zordur bu. Yani önüne çıkan her gerizekalı yüzünden hayatı sorgulamayı bırakmalısın." Syf. 169

"Şehir ne kadar kalabalık olursa olsun, içinden birkaç kişiyi çıkarırsanız o şehrin anlamı kayboluveriyor." Syf.183

"Belki de aynı gökyüzündeki aynı uyuşuk buluta bakıp aynı hayalleri kuruyoruz... Hatta belki henüz birbirimizi tanımıyoruz. Buna rağmen ben yine de seni seviyorum." Syf. 248

"Alıp giderim kendimi ıssız bir sahil kasabasına ya da kendi ıssızlığımdan bir adaya..." Syf. 267

"Acı çekerken şiir yazarsın, mutluyken de şiir gibi yaşarsın..." Syf. 279

"Hiçbir şeye inanmayan bir adamın bile kendisine inanan bir kadına ihtiyacı vardır." Syf. 152

"Sizin buldum dediğiniz tüm cevaplara karşı, benim henüz sorulmamış tonlarca sorum var... Çünkü siz durdukça ben yürümek istiyorum." Syf. 150

"Benim tembelliğim sizin anladığınız bir tembellik değil. Benim tembelliğim zaman zaman saatlerce sırtüstü yatmakken, zaman zaman da birkaç gün hiç uyumadan kitap okumaktır. Benim tembelliğim sürekli tasarı değiştirmek, bir iş ortasındayken başka bir işe meyletmek, birini yarım bırakıp başka başka şeyler düşünmektir. Çok sevdiğim bir kitabı bırakıp başka birkaç kitabı karıştırmaktır benim tembelliğim. Benim tembelliğim, başkalarının bana buyurdukları şeylere karşı bir tembelliktir. Yoksa sevdiğim şeyleri yapmak konusunda toplumdaki herkesten çok daha fazla çalışırım. Ortak bir yaşama alanında cereyan eden tembellik, o topluluğun sonunu getirirken, bireysel tembellik tamamen yaratıcılığı ortaya çıkarır." Syf. 147

"Çoğu zaman en iyi sığınak gerçeğin ta kendisidir." Syf. 145

"Gözümüzle gördüğümüz her güzel şeyin arkasında mutlaka bir giz ya da acı saklıdır." Syf. 8


Bir kitabı en iyi anlatan şey; içinde barındırdığı kelimelerden oluşan cümlelerdir. Bunca altı çizilmiş cümleden sonra hala daha okunmaya değer bir kitap olduğundan mı bahsetmeliyim? Kurgusu, konusu, içeriği.... Sanırım tüm bu alıntılar okumanız için size bas bas bağırıyor... :)

#ErtürkAkşun #18Saat #Bunuokumalısın :)

26 Mart 2016 Cumartesi

Kitap Önerim: Öğrendim Ki - Gülben ERGEN

Selamlar Sevgili Okuyucu;

Bir kitap önerisi ile daha karşınızdayım! :)

Aslında bu kitabı okuyalı çok bir kaç oldu ama yazmaya ancak fırsat bulabildim. Bilen bilir İstanbul'da yaşamak meşakkatli iştir. Hele benim gibi hem çalışan, hem okuyan, hem minnak bir bebesi olan bir insansanız bir çok şeyi yapmak artık sizin için bir lüks haline gelir.

Başkalarını bilemem ama ben kitapların o sonsuz dünyasına bir tek otobüslerde, minibüslerde dalabiliyorum. Yani bir tek şehir içi veya şehir dışı yolculuklarımda buna fırsat bulabiliyorum. Bu sebepten dolayı aslında kitabı bitirmem 3 günümü aldı. :)

Her neyse. Gelelim kitaba...


Gülben ERGEN hayatta öğrendiklerini yaşadıkları ile bütünleştirip; bir çeşit deneyimleme ve deneyimlerini başkalarıyla paylaşma yoluna gitmiş. Okurken Gülben'in izini, hayatını okuduğunuzu ama aslında tam da öyle olmadığını biliyorsunuz. Saf bir biyografi değil çünkü. Biraz da diyor ki bizlere: "Bakın ben bunları öğrendim hayattan, sizlerde bilin, kulağınıza küpe olsun."

Bir solukta okudum, bir solukta bitirdim. Okurken sıkmadı beni; zaman zaman gülümseten, zaman zaman hüzünlendiren bir hayat güncesi olarak kitaplığımın üst raflarında yerini aldı...

Tavsiye ederim; vakit kaybı hissi veren bir kitap değil zira...

O halde sevgili okuyucu bir daha ki tozlu sayfalarda görüşmek dileğiyle...

İyi bloglamalar...
İyi okumalar...
Ve hep...
Mutlu, umutlu yarınlara...
 
#kubraslisen

16 Ekim 2015 Cuma

Koray AVCI - Diz Dize (Akustik)

Bu adam öyle naif, öyle insanın içine işleyen bir sese sahip ki... Şimdilerde bir albümü var ve ismini youtube'da aratıp kliplerini izlerseniz genellikle sokak sanatçısı olarak kalmasını söyleyen, çıplak sesinin çok çok daha güzel olduğunu belirten yorumlar okursunuz... Gerçekten de öyle güzel bir gırtlağı var ki stüdyoya girince yumuşatılmış... Ancak bu adamın da gerçekleştirdiği işi yarınlara taşıyabilmesi için somut olarak bir şeyler yapmaya ve bir şekilde hayatını devam ettirmeye ihtiyacı var... Saygı duyuyorum...


Siz de bu adamın o güzel sesinden nasibinizi alın efenim...