29 Ağustos 2018 Çarşamba

"Kalbim Bildiğim"


Sonra durdum.
Bir daha sevdim seni.
Bir daha!
Bir daha!

Her zerreni karıştırıp kendime; bambaşka bir sen yarattım. 
Ellerimde büyüttüğüm kalbine; inandım.
Sonra sustum.
Sonra bekledim.
Sonra dinledim.

Her defasında boş boş bakıp sana; içimde binlerce yıkım gerçekleştirdim.
En kötüsü neyse; aldım onları çooookkk geride bıraktım.
Bize dair iyi olan ne varsa sakladım.
Sadece kendime; sadece sana; sadece bize...
İnsan bazen seçemiyor ne yaşayacağını.
Benim seçtiğim de tüm bu olanlar değildi.
Biliyorsun sevgilim; biliyorsun.

Sonra tekrar durdum.
Tekrar sevip seni; öyle yoluma devam ettim.
Çünkü ben çok iyi bilirim.
Bu dünyada gerçekten birini sevebilirsen; nefes alabilirsin.
Bu yüzden aslında sen benim “kalbim” bildiğim.
Bana nefes veren her bir hücren için.
Teşekkür ederim.

yazmazsamolmaz
kubraslisen

28 Ağustos 2018 Salı

"Beklentisiz Sevmek"


Beklentisiz sevmek..
O da beni sevsin demeden.
Kendince biçim vermeye, değiştirmeye çalışmadan. Olduğu gibi sevmek.
Eksiğiyle,
Yarımıyla,
Barışamadığıyla,
Başaramadığıyla,
Yarasıyla,
Sızısıyla..
Hesapsız sevmek..
Dualarınla büyüterek sevmek.
Neyi, kimi seviyorsan işte böyle sevmek.
“Kabul”le sevmek!
SEVMEKTEN BÜYÜK DEĞİL HİÇBİR ŞEY!
Üstelik öyle berrak, öyle saydam ki sevginin aynası;
İçinden geçince, içine geçince, hem kanıyor hem de büyüyor insan. 
İşte öyle güzel sevmek.
İşte öyle güzel sevilmek.



yazmazsamolmaz
kubraslisen
#alıntıdır

27 Ağustos 2018 Pazartesi

"Aşka Açılan Kollarım"

En masum yanımdan bakıp "Seviyorum." diyebilirim ama bunu tercih etmiyorum.
Zira benim yaşayacak çok daha güzel günlerim var.
Hiçbir duyguyu öylesine yaşamıyor olmamdandır belki; ben aşka bambaşka bir yerden bakıyorum. 


Mesela uyurken yanımda sevdiklerim; kirpiklerinden seviyorum en çok onları.
Bazen dokunmaya korkar bir halim oluyor ya; bazen içime işlesin istiyorum nefesi.
Ben aşkı güllerde değil de papatyalarda seviyorum mesela.
Bir gece yıldızları izlerken hissettiğim huzur, bir sonraki gece dileklerim olabiliyor.
Ben en çok; sevdiğim adamın ellerini sımsıkı tuttuğumda yanan avuç içlerimi biliyorum.
Ben bir erkeğin en güzel yerinden, bir kadının ulaşılmazına bakışını izliyorum. 
Ben bugün mutluluğa dair bildiğim ne varsa hepsinden vazgeçip yeniden gözlerimi açıyorum hayata. 

Her gün daha içeriden, daha derinden, biraz daha inanarak, biraz daha yaklaşarak... 
Yetmiyor kelimelerim ve öylesine değil hissettiklerim.
Bugün kırgınlıklarım bir yana; mutluluklarım bir yana...
Karşı karşıya gelip barışsınlar isterim.

Ben bugün aşkın en masum yerinden, kalbimin en güzel köşesine taht kuruşunu izleyebilirim...


Hadi şimdi bahar gibi, yaz gibi...
Özler gibi, özletir gibi...
Bugün; şimdi, şuanda, burada!
Gökyüzüne bıraktığım tüm o uçurtmalar için bir masumiyet isterim.

Şimdi gözlerimin en kor halinden anla isterim;
Kalbim bir uçurtma ve sen o uçurtmanın özgürlüğüsün...
Bil isterim! Sen yüreğimde yeşerttiğim papatyalarımın can suyu, 
Tüm yağmurlarımdan sonra hayatıma doğan gökkuşağımsın.
Sen; bugün yarın ve daima yanımda kalıp bana sarılsın dediğim, en güzel yerdesin.

Hadiii beee!
Bugün de aşka açılır kapılarım ve bugün de aşka sarılır benim kollarım.
Gel biz seninle gökyüzüne yıldızlar bırakalım...

"yazmazsamolmaz"
 -kubraslisen

26 Ağustos 2018 Pazar

... Oysa ile Başlayan; İyiki ile Biten ...

Oysa defalarca ayrılıp seninle; sırtımızı döndük birbirimize...
Oysa defalarca kavga edip bağır çağır; tüm dünyaya olan hırsımızı aldık birbirimizden.
Defalarca kez özür dileyip birbirimizden; hep birbirimizin iyi olmasını istediğimizden bahsettik.
Oysa defalarca yürüdük bu şehrin kız kulesine bakan sokaklarında el ele...
Defalarca Marmara'yı izledik; birbirimize sarılarak...
Defalarca ağladık seninle beraber...
Defalarca kez güldük.
Çok geceler oturup karşılıklı, iki kadehi vurup birbirine "Şerefine" dedik.
Çok kereler oturup havadan sudan bahsettik.
Çok kereler sarılıp birbirimize "Seni Çok Seviyorum." dedik...
Bir yaz günü güneşe dönüp yüzümüzü; havada süzülen uçurtmaları izledik...
Saatlerce top oynayıp, sonra saatlerce çay içtik...
Bazı günler oldu; sadece öylesine gezindik.
Bazı günler oldu; bir sinema salonunun çift kişilik koltuğunda izlediğimiz filme bakıp delice gülümsedik...
Oysa ne çok şey paylaştık...
Ne az şey yaşadık.
Oysa kaç defa birbirimize kızıp; "Bu kadar yeter!" dedik.
Ve sonra kaç defa yine "Bu kadarı yeter!" deyip koşup sarıldık birbirimize...

Bilmiyorum.
Saysam biter mi?
Bilmiyorum.

Oysa seni bu dünyadaki tüm kötülüklerden sakınacak kadar çok seviyorum.
Ve biliyorum.
Ses tonum biraz değişse; hemen yanımda bitiveriyorsun.


Şimdi uzaklık ya da yakınlık kavramlarından çok çok ötede bir yerlerde seninle ben yine bakıyoruz gökyüzünün en güzel haline...
Yine de biliyorum aynı yerde, aynı saatlerde...
Söz verdiğimiz gibi.
Aynı yıldızlara bakıp; aynı duaları ediyoruz.
Yorgunluklarımızı, yıpranmışları alıp birbirimizden; mutlulukları bırakıyoruz.
Huzura kucak açıp, "İyiki" diyoruz.
Sonra yine aynı yerde durup; gözlerimizle konuşuyoruz.
Gözlerimizle susuyoruz.
Gözlerimizle...

Ve şimdi.
Derinliklerimizde bir yerde yaşadığımız ne varsa; kendimize saklayıp yine kaldığımız yerden devam ediyoruz hayatlarımıza...

Bu yüzden en çok kendine saklıyorsun beni.
Bu yüzden bir tek kendime saklıyorum seni.

Bir tek sana dönen şu yüzüm; sırtımı döndüğüm her insandan bir bıçak darbesi yiyor da o bıçaklar beni öldürmüyor; sırf karşımda sen olup, ellerimi tuttuğun için.

Biraz daha dayan dediğinde, yine de inanabiliyorsam buna sırf yüreğine olan inancımı hiç kaybetmemiş olduğum için.
Bizim için bir yol var biliyorum.
Senin yürüdüğün o çamurlu yollarda, ben hep seni izliyorum.
Yanında kalmamı istediğin için, ellerimi hep böyle güzel tuttuğun için... Bana yuva olduğun için. Hayat olduğun için...

Binlerce kez teşekkür ederim.
Sen iyiki varsın benim sevdiğim, sevdiceğim...
Ben seninle güzelim.
Ve sen benimle; en güzelisin.

Sen benim bu dünyadaki en güzel "Şükür" sebebimsin.




-kubraslisen

25 Ağustos 2018 Cumartesi

"Böylece"

Peki.
Şimdi nasılsın?
Daha iyi geçiyor mu günler?
Sarılabiliyor musun hayata dört bir koldan?
Unutup, yaşayabiliyor musun hiçbir şey olmamış gibi...

Nasıl böyle? Daha mı huzur verici her şey.
Her akşam yatağına yattığında uyuyabiliyor musun hemen?
Yoksa sen de uyanıyor musun kabuslarına benim gibi?
Kesiliyor mu nefesin?
Acıyor mu canın?

Kalbin diyorum, duracakmış gibi hissettiriyor mu?

Dün bugünden daha ağrılı, bugün dünden daha yaralı.
Her bir yanım savaş silahlarını eline almış,
Gözleri kör, ağızlarından salyalar akıtan köpeklerle kaplı.
Her bir yanım, bana düşman gibi bakan gözlerle kaplı.

Tahammül ettiğim şeyler,
Vazgeçtiğim şeyler,
Kaybettiğim şeyler...

Öldürücü etkisiyle her gün karşıma dikilip; bana bakıyorlar her gün.
Sen tüm bunlardan ne anlarsın?

Çok ağır ödedim bedelini, çok ağır ödüyorum.
Bu yüzden gördüğüm, duyduğum hiçbir kötü cümle acıtmıyor artık.
İşin iyi tarafı bu demek ki; zamanla alışıyor insan.
En kötüsüne bile.
Ben de alıştım.
Böylece yaşayıp gidiyorum...


-kubraslisen

"Ve Kalbim."


Nasıl da güzelleşiyorum seninle...
Nasıl da inanıyorum gelmişe, geçmişe ve dahi geleceğe...
Tüm dualarıma büyük bir inançla “Amin” diyen bir sen.
Ve tüm dualarımın kabul olmuş hali olan kalbini, kalbim bilen ben.
Yine de ayakta tutan bizleri inançlarımız;
Fazlasıyla inanıyorum kalplerimize bu yüzden...
Görüyorum ki, su gibi berrak şimdi her şey.
Hissediyorum ki, gökyüzü kadar sonsuz.
Bu yüzden oldukça dingin, oldukça huzurlu ve yeterince “tamam” diyenim.
Her şeye rağmen...
Kocaman bir kalbin var dediğinde sen; “sadece senin için” diyebiliyorum ben.
Hiçbir dilde anlatamam ama her baktığında hissettiğinden çok çok daha fazlasısın benim için.
Bize çizilmiş o yollarda, ellerimi bırakmayan ellerinle yeterince güçlü kalabilirdim.
Başka bir yol bilmem ki zaten.

Bize inancımı hiç kaybetmedim.
Şimdi.
Bir şekilde.
İyiki sensin.
İyiki bensin.
İyiki biziz kalbim.


#yazmazsamolmaz
#kubraslisen

20 Ağustos 2018 Pazartesi

Hoşgeldin 28 Yaş!


“28 Yaşa Armağan”

Her yıl takvimler Ağustos ayına geldiğinde yeni yaşıma hazırlık yaparım; bir tören misali...
İnsanı büyüten yaşı değil, yaşadıklarıdır aslında ama yine de bir insanın bu dünyaya gözlerini açtığı gün değerlidir.

Bu yıl 3 gün 3 gece kutladığım doğum günüm,
Tüm sevdiklerimi yanımda bulduğum zamanlarım,
Herhalde toplamda 5 kez pasta kestim ve 5 keresinde de mumları üflerken aynı dileği diledim.

Son zamanlarda geçirmiş olduğum zor süreçlerin ardından bu mutluluğu yaşayabilmiş olmak şükür sebebimdir. Şüphesiz sevildiğimi hissetmek. İyiki demek. İyiki olmak. Mükemmel bir hismiş.

Bu yıl öğrendim ki başkalarına yanlış gelen bir çok şey aslında içinde binlerce doğruyu barındırabilirmiş. Başkasına göre düpedüz doğru olanlar tamamen bir yalandan ibaret olabilir, bazen gerçekler gözümüzün önünde apaçık dururken onları göremeyebilirmişiz.

Bu yıl anladım ki başkalarına göre günahkar ilan edilebilmek çok kolaymış. Kimse sebeplerinin yanlışlarına bakmazmış. Kimse kapısının önünün bir çöp yığını dolduğunu ve o kapının ardının buram buram pis koktuğunu önemsemezmiş. Kimse için önemli olan kendi hataları, kötülükleri, yanlışları olmazmış. Aslında herkes için önemli olan tek şey; suçu yüklenecek bir başkasının olmasıymış.

Bu yıl anladım ki insanın suskunluğu her zaman asaletinden değilmiş. Bazen karşındakine ne söylersen söyle anlamayacağımı bildiğinden susarmışsın. Anladım ki insanların hakaretlerine cevap vermemek zayıflık değilmiş. Bazen insanların hakaretleri sadece çaresizlikleri olabiliyormuş. Bu yüzden insan bazen duyduklarına, gördüklerine sadece gülümseyip karşısındakini kendi halinde bırakabiliyormuş.

Anladım ki çok sabretmek elinde sonunda iyi şeyleri getirmeyebiliyormuş.
Ya da ani kararlar pişmanlık olup sana dönüp gelebiliyormuş.
Anladım ki bu dünyada kalbini ne kadar temiz tutarsan tut; insanlar seni kötü görüyormuş.


AMA TÜM BUNLARA RAĞMEN.
ANLADIM Kİ.


Gerçekten sevenler bir şekilde mutlu olabiliyormuş.
Bu yıl anladım ki; aşk gerçekten birinin gözlerinde eriyip bitirdiği kalbini her gün yeniden doğuruyormuş.
Anladım ki; bir insanın kalbinde gerçekten var olmak; geride kalan tüm insanların hayatlarında yok olmayı umursamıyormuş.
Anladım ki gerçekten sevince; geride kalan her şey önemsiz oluyor ve bir başka dünyada peri masalını yaşıyormuşsunuz.

Çok şey anladım.
Çok ağladım.
Çok yandım.
Çok düştüm.
Her düştüğümde daha güçlü kalktım.
Bu yıl gerçekten her konuda çok savaştım.

Ve sonunda kendi savaşımı kazandım.
Önce Savaştım.
Ama şimdi Barıştım.

Bu yüzden 28 yaşıma çok şey borçluyum.
Bana en güzel hediyeyi veren bu yaşımdı.
Bana en gerçeğini yaşatan; bu yaşımda karşımdaydı.
Yanımda.
Solumda.
Soluğumda.

Sen hoş geldin 28 yaş.
Ve hoşgeldin; sonsuz mutluluğum.


- kubraslisen